Haber Tarihi : 01.03.2019 16:13:37

30 Yıllık Göçün Orta Yeri 'Hüzün' Yeniden Ortaya Çıktı

Gazeteci-Fotoğraf Sanatçısı Behiç Günalan’ın 1989 göçünün Kapıkule Sınır Kapısı’ndaki yansımalarını anlatan “Göçün Orta Yeri Hüzün” isimli fotoğraf sergisi 30 yıl önce yaşananları bir kez daha gözler önüne serdi.

Gazetecilik mesleğini icra ettiği dönemde, objektifine yansıyan kareleri tam 30 yıl sonra bir sergi haline getiren Gazeteci-Fotoğraf Sanatçısı Behiç Günalan, 1989 göçünün Kapıkule Sınır Kapısı’ndaki yansımalarını anlatan “Göçün Orta Yeri Hüzün” isimli fotoğraf sergisini açtı.

Bulgaristan’dan sürgün edilen soydaşların, o dönemde ‘utanç treni’ olarak adlandırılan kara tren ile Kapıkule Sınır Kapısı’ndan kente girişlerini yansıtan acı göç kareleri fotoğrafseverlerle buluştu. Sergide Behiç Günalan’ın 40 fotoğrafı sergilendi.

1989 yılında Kapıkule’de yaşanan göçü bizzat yaşayan ve o dönemde 26 yaşında olan diş hekimi Basri Çetintaş da "O yılları kelimelerle anlatmam mümkün değil. Fotoğraf sergisinin adının da olduğu gibi bir hüzün hakim" dedi.



"Bu göçler bize yurdumuzun değerini bir kere daha hatırlatıyor"

Edirne Belediyesi Kent Müzesi’nde gerçekleştirilen serginin açılışında konuşan Gazeteci-Fotoğraf Sanatçısı Behiç Günalan, "1989 göçü gördüğümüz en büyük göçlerden biriydi. Buna göç demek ne kadar doğru olur bilmiyorum. Çünkü bu bir sürgün. Bulgaristan’da yaşayan soydaşlarımızın zorunlu olarak ülkenin dışına çıkarılmasıydı. Bunu göç diye isimlendirdik. Ben o yıllarda bir gazeteci olarak bu tramvayı yaşayanlardan biriyim. Şimdi geriye kalan fotoğraflara baktığımda hep şunu düşünmüşümdür. Evet, herkes geliyor; Balkanlar’dan, Kafkasya’dan, Orta Doğu’dan ama biz bir gün gitmek zorunda kalsak nereye gidebiliriz? Gidecek yerimiz olduğunu sanmıyorum. O zaman yaşadığımız toprakların gerçekten sahibi olmalıyız. Onu korumalı ve savunmalıyız. Toprağını öpmeli; ölesiye kucaklamalıyız. Bu göçler bize yurdumuzun değerini bir kere daha hatırlatıyor” dedi.

Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan da o dönemde çok sayıda insanın bütün hatıralarını, bir valize sığdırarak yeni diyarlara gitmek zorunda kaldığını söyledi.